Sek
Ne demiş Milancımız Kunderamız: “İnsan unutmaz; sadece hatırlamanın şeklini değiştirir.”
Bir mehtap ablam vardı. Yani hala vardır inşallah. Yıllar yıllar oldu hiç sormadım kimselere. Abla diyorum ama benim için mehtap teyzeydi esasında.
Çocuktum ama bir taraftan da allahım genç kız mı oluyorum yoksa ben merdivenlerinin ilk basamaklarını tırmanmaya başladığım zamanlardı. Her daim badem şeklinde törpülenmiş sedefli pembe tonlarındaki uzun tırnakları, bebek kahvesi tonlarındaki saçlarını dans ettiren ajda bukleleriyle amerikan pazarından aldığını tahmin ettiğim daracık lee cooper kotları ve gömlekleriyle uyum içerisinde olan ince topuklu ayakkabılarıyla o dönemlerimin ikon gibi ikonuydu.
Mehtap teyzenin elinden sigarası, gözlerinden tutkusu hiç eksik olmazdı. Düşünüyorum da kocaman kahverengi gözlerindeki o hipnotize eden bakışları hatasız çektiği göz kalemlerinden miydi yoksa içindeki alev alevlik miydi. Ya da hiçbiri değil sadece benim çocuk zihnimin ergenliğe geçen standart sapmalarıydı. Şimdi anneme sorsak; kim bu anlattığın bizim mehtap mı, allah allah der.
Herkesin hikayesinin renkleri biricik.
Sık görmezdim mehtap teyzeyi. Az olunca hayalinde çizdiğin o resim bozulmuyor.
Güzel rakı içerdi. Rakıyı içmesinden ziyade kadehi tutması çok özeldi. Ojesinin sedefini sanki hep rakı masasına göre ayarlar, ilk kadehten sonra sigarasını yakar, buklelerinin arasından bir kahkaha atardı. O kahkahaların birinde aysimcim, bana teyze deyip durma aa, illa bir şey ekleyeceksen abla olsun madem, dedi.
Annemin ve halamın tüm arkadaşlarına saygı gösterisi olarak teyze demeyi öğrenmiş biri olarak bana tuhaf bir ayrıksılaşma hissi vermişti mehtap abla. Ailenin öğrettiği saygı sıfatlarından birini eleyerek her cümlemin sonuna abla sıfatını ekler olmuştum. Çok sürmedi.
Çocukluktan ergenliğe geçiş kızlarda, hele son zamanlarda, biraz hızlı oluyor takdir edersiniz ki. Birkaç yaz sonra ankaraya gidişlerimizde daha nadir görmeye başladık mehtap ablaları. Taşınmalar, araya giren haylar ve huylar derken en son halamın cenazesinde gördüm gibi anımsıyorum. Mehtap abla hala mehtap ablaydı bana. Elbette yıllar yüzüne gözüne de durmuştu ama olsundu.
Bugün öğlen sonrası beynimi sündürmek uğruna beş yüz reels kaydırma seansımda karşıma trt nostaljide o meşhur şarkısını onu ilk tanıdığım yüzüyle ve sesiyle söyleyen Ajda çıktı. Birkaç defa izledikten sonra gözlerimi kapadığımda karşımda onu gördüm. Artık mehtap abla mıydı aklımın ajdası yoksa ajda mıydı mehtap ablayı mehtap abla yapan, bilemiyorum. Ama şunu biliyorum: Hatıra dediğin o anlar hiç beklemediğin duraklarda oynamaya başlıyor.
Bazen bir ses, uzaktan gelen bir kahkaha, akşam yürüyüşünde yoldan burnuna sokulan bir koku, kitapları düzenlerken arasından yere düşen festival biletleri, kahveni içerken içeriye giren tanımadığın birindeki tanıdık bir bakış.
Ne demiş Milancımız Kunderamız:
“İnsan unutmaz; sadece hatırlamanın şeklini değiştirir.”
Zihin çok acayip bir dehliz yahu. Canım zihnim. Benim karman çorman deli zihnim. İyi ki.
Mayıs 14, 2026
Aysim



Çok şık bir selam olmuş Mehtap ablaya. Bu duygu gitmiştir ona da, o da belki anımsamıştır ergen Aysim’i gözlerini kısıp derinlere bakarken.
Çok beğendim... 👏 Yarı yaşımda olsam da anlamlı bulup severdim... 😇🤌